26 Ağustos, Azerbaycan devletinin ve halkının refahı ile gelişimi uğruna yorulmadan çalışan, tüm faaliyetleri boyunca hümanizm ve insani değerleri kendine rehber edinmiş, mensubu olduğu halkın küçükten büyüğe her bireyinin sevgilisi haline gelmiş ülkemizin birinci hanımı, Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Mihriban Aliyeva’nın doğum günü.
Bu anlamlı günde, Mihriban Hanımı halkımızın sevimlisine dönüştüren özelliklerle ilgili olarak her Azerbaycanlının samimi düşüncelerinin sesi olmayı kendimize görev bildik.
Çünkü yalnızca bir halkın manevi değerlerini, onun varlığının temellerini ve temsil ettiği yüksek nitelikleri kendi kişiliğinde birleştirebilenler, o halkın en değerli temsilcilerine dönüşebilir. Halkın içinden çıkarak onun kültürüne ve tarihine sahip çıkan, bu değerleri layıkıyla temsil eden ve onları faaliyetlerinde rehber edinenler, bir gün halkı temsil etme hakkını kazanır. Halk bu hakkı yalnızca ona hizmet yolunda yorulmadan çalışan, attığı her adımı ve elde ettiği her başarıyı halkın sevgisine ve refahına dönüştüren kişilere verir.
Bu durumda, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Mihriban Aliyeva’yı, Azerbaycan halkının layık temsilcisi, milli ve manevi değerlerinin, tarihinin tanıtıcısı ve gelecek nesillere güçlü Azerbaycan ideallerini aktarmada istisnai hizmetleri olan tam yetkili bir şahsiyet olarak adlandırmak mümkündür.
Bir halkın kalbinde kendine yer bulmak; onun hem gurur duyduğu bir bireyi, hem geleceğini güvence altına alacak siyasi fikirlerin uygulanmasında yer alan bir siyasetçisi, hem de geçmişine ve geleceğine ışık tutan bir aydını olmayı gerektirir. Bu, tarihin şanlı sayfalarında o halkla birlikte yer almak demektir.
Evet, tarihte yer almak bazı durumlarda kolay olabilir; ancak o tarihte kendi halkını layıkıyla temsil etmek, varlığını halkın tarihine dönüştürmek ve halkla birlikte tarih yazanlardan olmak çok zordur.
Ancak bugün, Mihriban Aliyeva’nın şahsında, halkla birlikte tarih yazmanın ne kadar zor olsa da mümkün olduğunu görebiliyoruz. İşte bu yüzden, Mihriban Aliyeva’nın hiçbir zaman özel bir tanıtıma ihtiyacı olmamıştır. Uzun yıllardır süren çok yönlü faaliyetlerine bakarsak, onu birçok unvan, fahri ve akademik sıfat, başkanlığını yaptığı projeler ve temsil ettiği kurumlarla, Azerbaycan’ın geleceği, varlığı ve uluslararası alanda tanıtımı için üstlendiği sorumluluklarla tanıyabiliriz. Ama Azerbaycan halkının tüm asil özelliklerini taşıyan, sadeliğini halkın sevgisinden alan biri olarak, o başka bir tanıtımı kendisi için uygun görmüş ve büyük tevazuyla “Sizin Mihriban” olarak taktim olunmayı seçti.
Bu tanıtım, Azerbaycan’ın ahlaki değerlerindeki büyük önem taşıyan tevazunun canlı bir örneği olarak öne çıkıyor; kazanılmış herhangi bir unvanın, halkın bir parçası olmaktan ve halkın gurur duyduğu birey olmanın önüne geçemeyeceğini gösterir. Azerbaycan aydını, siyasetçisi ve onun önde gelen temsilcisi için en ideal tanıtım, halkın – sizin, bizim, her birimizin ailesinin – kutsal birliğinin bir üyesi olması ve aramızdan çıkarak bizi temsil ettiği için duyduğu büyük gurur duygusunun vurgulanması olabilir.
Bir insanın kişilik olarak şekillenmesi ve toplum, devlet ve halk hayatında kendine layık bir yer edinmesi için öncelikle büyüdüğü çevre, aile ve kendisine aşılanan değerler öne çıkar. Bu bağlamda, Mihriban Hanım, Azerbaycan aydınının yetişmesi için ideal bir ortamda dünyaya gelmiş çok şanslı bir kişidir.
O, yazar ve edebiyat araştırmacısı, Azerbaycan’ın Emektar Bilim Adamı, filoloji dokturu ve Prof. Dr. Mir Celal Paşayev ile ünlü gazeteci, pedagog ve Emektar Bilim Adamı Nasir İmanguliyev’in torunudur. Babası Arif Paşayev, Azerbaycan’ın önde gelen bilim insanı, pedagogu, halkın aydını, Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Üyesi, Devlet Ödülü Sahibi, fizik ve matematik bilimleri doktoru ve profesördür. Annesi Aida İmanguliyeva, doğu bilimci, edebiyat araştırmacısı, eleştirmen, çevirmen, filoloji ilimleri doktoru ve profesördür. Aida İmanguliyeva, aynı zamanda Azerbaycan’da Arap edebiyatı alanında ilk kadın bilim doktoru ve profesördür.
Görüldüğü gibi, Mihriban Hanımın yetiştiği çevrede bir aydın olarak şekillenmesi, yüksek manevi değerlere sahip olması ve Azerbaycan halkının tüm asil niteliklerini özümsemesi kaçınılmazdı. Sadece büyükbabaları – ünlü yazarımız Mir Celal Paşayev ve önde gelen gazetecimiz Nasir İmanguliyev, Azerbaycan kültürünün, edebiyatının ve yayıncılığının gelişimi için yaptıkları çalışmalar hatırlandığında, Mehriban Hanımın hangi ortamda yetiştiği açıkça anlaşılır. Ayrıca, ebeveynlerin de bir çocuğun hayatında, gelecekteki başarısının temelini sağlam bir şekilde atmasında ve ona hayatın amaç ve anlamını kavranmasında yeri ve önemi inkar edilemez.
Azerbaycan’ın geleceğine ışık tutan, halkın eğitimine ve kültürel ortamın oluşumuna katkıda bulunan bu tür aydınların evinde yetişmek, her insana nasip olmayacak bir mutluluktu. Bu mutluluk, gerçek anlamda gelecekteki kişiliğin şekillenmesinde eşsiz bir okul haline gelmişti.
Bu okulun öğrettiği büyük değerler, kutsal idealler ve fikirler, hayatın tüm aşamalarında rehber alınarak, Mihriban Aliyeva’nın tarih sahnesinde kendine özgü bir yer edinmesini sağladı.
Hiç şüphesiz, geleceğin başarılı temeli eğitimle de doğrudan bağlantılıdır. Bu temelin sarsılmaz bir temel üzerine inşası için tüm gücüyle çalışan Mihriban Aliyeva, yüksek eğitim için Neriman Nerimanov Azerbaycan Devlet Tıp Enstitüsü’nün Tedavi-Profilaksi Fakültesini seçti ve 1988 yılında I. M. Seçenov adına Birinci Moskova Devlet Tıp Enstitüsü’nü üstün başarı diplomasıyla tamamladı.
Mihriban Aliyeva ve İlham Aliyev, 1983 yılında evlendiler. Bu evlilikten üç çocukları ve dokuz torunları var. Mihriban Aliyeva’nın yaptığı röportajlarda belirttiği gibi, meslek seçiminde hem annesinin hayalleri hem de İlham Aliyev’in annesi Zerife Aliyeva’nın önerileri önemli rol oynadı. Çünkü taşıdığı ve layıkıyla temsil ettiği Azerbaycan kadını imajı, şüphesiz ki, büyüklerin deneyim ve değerli tavsiyelerine derin saygı ve hürmet gerektiriyordu.
Azerbaycan için pek çok alanda başarıyla çalışan Mihriban Aliyeva’nın faaliyetlerinde büyük önem taşıyan kurumlardan biri, 1995 yılında kendi girişimiyle kurduğu ve halen başkanlığını yürüttüğü Azerbaycan Kültür Fonu’dur. Bir yıl sonra, Azerbaycan kültürünün geniş kitlelere tanıtılması ve bu eşsiz kültürün layıkıyla sunulması amacıyla üç dilde (Azerbaycan, İngilizce ve Rusça) yayımlanan Azerbaycan – İRS Dergisi faaliyete başladı. Uluslararası düzeyde Azerbaycan kültüründen neredeyse habersiz olunan bir dönemde, hem fon hem de dergi, ve her ikisine de liderlik eden Mihriban Aliyeva, omuzlarına oldukça zor bir misyon yüklendi. Bu misyonu layıkıyla yerine getirmenin tek şartı, Azerbaycan sevgisi, başarıya giden yolun anahtarı ve halkın tarih ve kültürüne tutkuydu.
Mihriban Aliyeva’nın faaliyetlerinde önemli bir diğer alan Haydar Aliyev Vakfı’dır. 10 Mayıs 2004’te Haydar Aliyev Vakfı’nın resmi açılışı oldu. Vakıf, milli liderin zengin mirasının araştırılması, devletçiliğimizin oluşumunda temel rol oynayan fikirlerinin tanıtımı, gelecek nesillere aktarılması ve yaşatılması gibi önemli görevleri üstlendi.
Mihriban Aliyeva’nın başkanlığında Vakıf, uzun yıllardır Azerbaycan’ın kahraman çocuklarını da himayesine alıyor. Hem 1990’lı yılların Karabağ Savaşları’nda, hem Vatan Savaşı’nda yer alan ve ülkemizin toprak bütünlüğü uğruna canını feda eden şehitlerimizin ailelerinin ihtiyaçlarıyla ilgilenmek denildiğinde ilk olarak onun adı akıllara gelir. Şehit aileleriyle düzenli görüşmeler, sosyal ve yaşam sorunlarının çözümü, hayat koşullarının iyileştirilmesi, gazilerimizin sağlık sorunlarının çözümü ve Azerbaycan’ın haklı sesinin dünyaya duyurulması, yapılan çalışmaların yalnızca küçük bir kısmı.
Vakıf ayrıca Azerbaycan edebiyatı ve müziği için de eşsiz çalışmalar yapmaktadır. 13 Ağustos 2004’te Azerbaycanın sözlü halk edebiyatı ve müzik mirasının korunması ve geliştirilmesi konusundaki yorulmaz çabaları nedeniyle Mihriban Aliyeva, UNESCO’nun İyi Niyet Elçisi unvanını aldı. O, aynı zamanda 24 Kasım 2006’dan itibaren ISESCO’nun İyi Niyet Elçisi olarak ülkemizi temsil etmektedir.
15 Kasım 2022 yılında, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Mihriban Aliyeva, UNESCO’da iyi niyet elçiliği görevinin sonlandırılması amacıyla UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay’a mektup gönderdi. Mektupta, yaklaşık 30 yıl süren işgal döneminde Ermenistan tarafından Azerbaycan kültürel mirasına ve tarihi eserlerine karşı yürütülen politika ve vandalizm hakkında bilgi verildi. Mevcut aşamada, Vatan Savaşı sonucunda topraklarımızın uzun süren işgalden kurtarılması sonrasında kapsamlı restorasyon ve bölgenin yeniden canlandırılması çalışmalarına Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı’nın aktif olarak katıldığı ve özel rolü dikkate alınarak, UNESCO iyi niyet elçiliği görevini sürdürmesinin mümkün olmadığı vurgulandı.
6 Kasım 2005’te yapılan parlamento seçimlerinde Yeni Azerbaycan Partisi adayı olarak katılan Mihriban Aliyeva, seçmenlerin büyük güveniyle (%92,12) Milli Meclis’te Azerbaycan halkını temsil etme hakkı kazandı. Faaliyetleri boyunca halka hizmeti öncelikli hedef olarak belirleyen Mihriban Aliyeva, 2010 (%94,49) ve 2015 (%96,7) parlamento seçimlerinde de halkın sevgisinin her geçen gün arttığını kanıtladı.
8 Aralık 2012’de Avrupa Olimpiyat Komitesi Genel Kurulu, 2015 yılında ilk Avrupa Oyunlarının Bakü’de yapılması kararını verdi. İlk Avrupa Oyunlarını yüksek bir seviyede gerçekleştirmek amacıyla 17 Ocak 2013’te Organizasyon Komitesi kuruldu ve başkanlığına Mihriban Aliyeva atandı. Her durumda olduğu gibi, bu zor ve sorumluluklu görev de başarıyla yerine getirildi ve Azerbaycan, Mihriban Aliyeva’nın çabaları sayesinde bu prestijli ve önemli organizasyonu başarıyla tamamladı.
İşte bu halk sevgisi, devletin gelişimindeki eşsiz rolü ve yürütülen yoğun mücadele sonucu olarak, 29 Haziran 2015 tarihli Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Kararnamesi ile Mihriban Aliyeva, Azerbaycan’da kültür, eğitim, sağlık ve sporun gelişimindeki etkin faaliyetleri, Azerbaycan halkının kültürel mirasının uluslararası alanda tanıtımındaki katkıları ve 1. Avrupa Oyunlarının organizasyonundaki hizmetleri nedeniyle Haydar Aliyev Nişanı ile ödüllendirildi.
21 Şubat 2017’de Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Kararnamesi ile Mihriban Aliyeva, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı olarak atandı. Bu tarihi olay, hem devletçilik tarihimizde üstlendiği görevlerin önemini ortaya koydu hem de halkın iradesinin bir tezahürü olarak hafızalara kazındı.
Mihriban Aliyeva, her zaman olduğu gibi, 44 günlük Vatan Savaşı sırasında halkın refahı için çalışarak milli zaferimize büyük katkıda bulundu. İşgalden kurtarılan topraklara yaptığı ilk ziyaretlerde hiçbir tehlikeden çekinmeden, daima Devlet Başkanı ve muzaffer Ordu’nun Baş Komutanı İlham Aliyev’in yanında olan Mihriban Aliyeva, halkının vatan sevgisinin ve vatan özleminin büyüklüğünü bir kez daha gösterdi, uzun yıllar doğduğu yurtlarından göç etmek zorunda kalan, kendi topraklarının özgürlüğü için hayatını feda eden her şehidin ve Karabağ’ı görmeden hayaliyle büyüyen her gencin simasında orada kendi halkını temsil etti.
Sadeliğiyle her zaman öne çıkan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı, yaptığı kayıtlarla Azerbaycanlıların vatan özlemiyle yanan kalplerine su serpti. Bölgenin işgalden kurtarılmasının ardından yolculuğun zorluklarından, mayınlardan ve diğer tehlikelerden asla yılmayan Mihriban Aliyeva, halkı uğruna üstlendiği bu misyonu layıkıyla yerine getirdi.
2024 yılında da Mihriban Aliyeva’nın faaliyetleri yoğun programla devam etti. Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı, Devlet Başkanı İlham Aliyev ile birlikte işgalden kurtarılan bölgelerde inşaat ve restorasyon çalışmalarını inceledi, yeni tesislerin açılış ve temel atma törenlerine katıldı. Örneğin, bu yıl yalnızca Şuşa’da Mamayı ve Zengilan’da Zengilan camilerinin açılışlarında, Zengilan’da Ağalı Oteli’nin, Şuşa’da Şirin Su Hamamı’nın, Ağdam’da dördüncü konut kompleksinin temel atma ve açılış törenlerinde bulundu ve yapılan restorasyon çalışmalarıyla yakından ilgilendi.
Mihriban Aliyeva’nın faaliyetlerinde küresel siyasetteki rolü de büyük öneme sahip. Örneğin, Kasım 2023’te “Filistin için Tek Yürek” Toplantısı’nda katılımcılara hitabı ve dokunduğu önemli konular onun faaliyet istikametinin en üst düzeyde olduğunu bir kez daha gösterdi.
Ancak tüm bu faaliyetler bağlamında Mihriban Aliyeva ile ilgili kaydeceğimiz en önemli hususlardan birisi gibi onun Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile birlikte başkanlık seçiminde Hankendi’de oy kullanmasını belirtmek isabet olur. Ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenliği yeniden sağlandıktan sonra tüm ülke genelinde gerçekleştirilen zafer seçiminde İlham Aliyev, Mihriban Aliyeva ve aile üyelerinin Hankendi’de oy kullanması, tüm halkı temsil etmeleri anlamına geldi. Bu detay, Azerbaycan tarihinin şanlı sayfalarında her zaman gururla hatırlanacak.
2025 yılında da Mihriban Aliyeva’nın faaliyetleri yoğun programla devam etti. Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı, Devlet Başkanı İlham Aliyev ile birlikte işgalden kurtarılan Ağdam, Askeran, Ağdere ve Şuşa bölgelerinde temel atma ve açılış törenlerine katıldı ve yürütülen restorasyon çalışmalarını yakından inceledi.
Elbette, Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Mihriban Aliyeva’nın işgalden kurtarılan bölgelerde yeni eğitim ve öğretim kurumlarının açılış törenlerine katılması, çocuklara gösterdiği özenin ve çocukların sağlıklı ve kapsamlı gelişiminin devlet politikasının öncelikleri arasında olduğunun göstergesidir.
Ülkemizdeki inanç özgürlüğü ve dini ibadethanelerin korunması da her zaman Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Mihriban Aliyeva’nın dikkat merkezindedir. Onun Mart ayında Gence’ye yaptığı ziyarette dört asırdan fazla tarihi olan Şah Abbas Cuma Camii’ni ziyarette bulunması, Aleksandr Nevski Rus Ortodoks Kilisesi’nde bulunması, Devlet Başkanı ile birlikte Ağdere’nin Sukovuşan köyünde cami açılışına katılması, bununla birlikte 9 Mayıs’ta ise Şuşa’nın Daşaltı köyünde cami açılışında bulunması bu dikkatin somut isbatıdır.
Elbette, işgalden kurtarılan bölgelere dönen vatandaşlarımız da sürekli devlet ve ülke yönetiminin dikkat merkezindedir. Devlet Başkanı ve Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı’nın bu bölgelerdeki evlerdeki koşulları incelemeleri, taşınan sakinlerle görüşmeleri ve köy sakinlerine evlerinin anahtarların şahsen teslim edilmesi bunun bariz göstergesidir. Tüm bunlar, Azerbaycan tarihinin şanlı sayfalarında her zaman gururla hatırlanacaktır.